ROMANLAR
![]() |
Genç kuşak romancılarından Tülay Ferah, üç erkeğin öyküsünü gerçekçi bir bakış açısıyla vermiş. Öykülerin birbiriyle bağlanışındaki yetkinlik romanı özgün kılıyor. Yazar üç erkeğin öyküsünü verirken kişilerini özgür bırakmış. İlk bakışta birlik oluşturmayan bu anlatım roman okunup tibbikten sonra okurun zihninde bir bütünlük oluşturuyor. Öztürkçeyi iyi kullanan Tülay Ferah, düşle gerçek arasında gerilimli, değişik bir dünya sunuyor
|
![]() |
Karanlıkta dalgaların sesi ürküntü veriyordu. Bedenini uçurumdan aşağıya bırakarak acılarına son verebilirdi.Kara boşluğa baktı. Ölümü, iki insanı kurtaracaksa atlamaya hazırdı. O odaya, cehenneme dönmek; infaz saatini beklemek bir şeyi değiştirmeyecekti. Bütün adların sahibi hala dans ediyordu. Ağır küpeleri küçük kulaklarında sallanıp duruyordu. Müzik susmuyordu. Yemekler tükenmiyordu... Hedefi, yaşamındaki iki insandı artık. Odaya dönse bile istekleri yerine getirilecekti.
|
![]() |
Çocuk edebiyatı serisi: *Pembe Şeker
|
![]() |
Ülkesinin hafızasıyla her türlü ilişkiyi kaybetmiş insanalrın trajik öyküsü!... Romanın kahramanı Çınla'nın kimliğiyle çağdaş kültürü sorgulayan yapıt, kendimizi yok etme çabalarına alaycı bir gözle yaklaşıyor. |
![]() |
Evlerde, sokaklarda, kahvelerde, işyerlerinde, otobüslerde, trenlerde, uçaklarda... yaşamın soluk alıp verdiği her yerde görünen, öbür narsist varlık... Sonsuza dek kendine bakmak için yaşar. |
![]() |
Tülay Ferah, "Mayo mu Osmanlı mı" adlı bu romanında bizi, kahkaha ve hüzünle bezenmiş bir tarih müzesinde gezdiriyor. Kabuğunu kırmak, modernleşmek isteyen bir toplum ve daha çok da bu istemi dillendiren aydınların serüvenine tanık oluyoruz bu müzede. Olaylar tarihi bir mekân olan Pera'da geçiyor. Kahramanlar da, bu tarihi mekana uygun. George Sand, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halide Edib Adıvar, Simone de Beauvoir, Sartre ve diğerleri.. |
![]() |
Daha az sevilen taraf olmak incitir insanı, en olmayacak, en aptalca şeyleri yapmaya sürükler, düşünmenin ağırlığı altında ezer, ama aşırı sevilen tarafın içine düştüğü boğucu tutsaklık daha az mı ezicidir? |
![]() |
![]() |
‘Gidersen Ölmem’ bir yaşam biçimi... Kaybettiğimiz şeylerin yerine yeni bir şeyler koyarız. Koyduğumuz şeylerin boşlukları, çatlakları, yarıkları doldurmasını isteriz. Bunu yapamadığımız zaman rotamız şaşar ve yaşam bizi şantaj etmeye başlar. İşte bu roman, yaşamın uğursuz şantajından korunmak için bize ip uçları veriyor... İşini kaybetme korkusu, cinsellik, ahlak, ölüm tarafından rehin alınan insanların,‘insan olabilme’ savaşı...
|
![]() |
Tülay Ferah, ‘Dünya Çıplak’ta farklı kesimlerden, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan, ergenlik çağını bir türlü aşamamış insanları ironik bir bakışla gözleyerek hepsinin, yoksul ya da zengin fark etmeksizin, dünyayı aynı mantıkla kullandığını söylüyor. Tümü dünyanın seyircisi. Her biri hiç düşünmeden, elindekini tüketerek yaşıyor; yaşadıklarını aklıyla değil duygularıyla yorumluyor; çoğu hiçbir şeyi çözemeyeceği inancıyla İstanbul’da doğmasına karşın ancak yirmi yaşında Taksim’e giden,
|